0 212 322 77 80 - 0 533 196 77 80

Çocuk Merkezli Oyun Terapisi

Çocuk merkezli oyun terapisi, yönlendirilmemiş oyun terapisi yöntemidir. Carl Rogers terapötik ortamı en verimli şekle getirmek amacıyla yönlendirilmemiş terapi yaklaşımını geliştirmiş ve bunu da danışan merkezli bir terapi olarak tanımlamıştır. 1946’da çocuk merkezli terapinin yaratıcısı olarak dünya çapında tanınan Virgina Axline, Carl Rogers’ın teorilerini çocuk merkezli oyun terapisine uyarlamıştır.

Louise Guerneyand Garry L. Landreth çocuk merkezli oyun terapisinin yaygınlaşmasını ve bilinirliliğini sağlamışlardır. Bu yaklaşımda çocuklara fırsat verilirse sorunları hakkında özgürce oynayıp konuşarak, kendi sorunlarına kendilerinin çözüm bulacakları görüşü temeldir. Çok az sınır çizen bir ortam sunduğu için de farklı yaş grupları ile bu yöntemi uygulamak mümkündür.

Axline’a göre ‘bir oyun deneyimi terapötiktir çünkü çocuk ile yetişkin arasında güvenli bir ilişki sağlar. Bu yüzden de çocuk kendini kendi koşulları ile ifade etme özgürlüğüne ve alanına sahiptir. O an hissettiği gibi, istediği şekilde ve istediği zaman kendini ifade eder.’ (Progressive Education, 68) Bu yönlendirilmeyen yöntem aşağıdaki 8 ilkeyi takip eder.

1. Terapist çocukla sıcak ve arkadaşça bir ilişki geliştirmelidir ki bu terapideki dostça ilişkinin en yakın zamanda kurulmasını sağlar.
2. Terapist çocuğu olduğu gibi kabul eder.
3. Terapist terapide ‘izin verici’ bir ilişki kurar ki çocuklar kendilerini ifade etmede özgür hissedebilsinler.
4. Terapist çocuğun ifade ettiği duyguları tanımada tamamen farkında ve tetikte olmalı ve bu duyguları çocuğun davranışlarına içgörü kazandıracak şeklide yansıtabilmelidir.
5. Terapist eğer yapmak için şans verilirse, çocuğun kendi problemlerini kendisinin çözebilme yeteneğine olan derin saygıyı devam ettirebilmelidir. Karar verme ve bu kararları değişiklik yapmayı başlatma seçeneği ve sorumluluğu çocuğa aittir.
6. Terapist çocuğun hareketlerini ya da konuşmasını yönlendirmeye çalışmaz. Terapiyi çocuk yönlendirir ve terapist de bu yolu takip eder.
7. Terapist terapiyi aceleye getirme girişiminde bulunmaz. Terapi doğal olarak ilerleyen bir süreçtir ve terapist tarafından tanımlanır.
8. Terapist terapide sadece gerçek dünyayla bağlantıyı sağlamak için bazı gerekli sınırları koyar ve çocuğun ilişkideki sorumluluğunu fark etmesini sağlar. (Axline, 73)

Bu tekniğin uygulanmasında terapist aktif olarak yer alır. Terapist çocukların sorunlarını keşfedip, üstesinden gelme kapasitelerini fark edebilecekleri bir ortam yaratmaktan sorumludur. Değişik terapötik yöntemlerin aksine terapist, övgü, davranışın altında yatan nedenlerin yorumu, sorun çözme ya da çocuğun mental defanslarını zorlama gibi yöntemlere başvurmaz. Yetişkin olarak terapistin sorumluluğu çocuğun fiziksel ve duygusal güvenini sağlamak, odadaki materyallerin bakımından sorumlu olmak ve zaman kontrolünü takip etmektir. Bu net ve istikrarlı sınırlar içinde oyun odasındaki atmosferin huzur dolu olması amaçlanır. Terapistin davranışı ve iletişimi hem ortamı güvenli kılar, hem de güvenli ilişkiyi sağlar. Böylece çocukların kendilerini keşfetmeleri için kendilerini özgür hissetmelerini sağlar.

Çocuklar her zaman duygusal deneyimlerini iletebilecek bilişsel ve dilsel becerilere sahip olmadıklarından onların oyun sıralamalarını ve temalarını gözlemleyerek terapist, iç dünyaları hakkında pek çok kıymetli bilgiler edinebilir. Eğitimli bir oyun terapisti çocuğun oyununu ve ortaya çıkan temaları yorumlayabilir. Çocuğun güven duygusu geliştikçe ve terapistin başkaları gibi tepki vermeyeceğini anladıkça süreç derinleşir. Daha derin konular hakkında oynamaya ve duygu ve düşüncelerini terapist ile paylaşmaya başlar. Çoğunlukla bu süreç oyuncakların metaforik anlamları aracılığıyla deneyimlenir. Çocuğun sorunu anlaması ve çözmesine yardımcı olmak amacıyla terapist bu metaforlar üstünden bir diyalog kurabilir. Çocuklar güvenli bir ortam yaratıldığı takdirde iç dünyaları, endişeleri, çatışmaları ve ihtiyaçları hakkında iletişim kuracaklardır.

Terapi başlamadan önce terapi ile ilgili kurallar gözden geçirilir. Eğer çocuk kurallardan birini ihlal ederse, kum atmak, oyuncaklara zarar vermek gibi terapist limitleri hatırlatır ve netleştirir. Bu tür durumlarda ‘’kum atmanın keyifli olduğunu biliyorum ama bu kum, atmak için değil! İstersen elden ele kumu akıtarak kum tepsisinde oynayabilir ya da onun yerine bir top atabilirsin’’ gibi yönlendirmeler yapılabilir(Petruk). Seanslar sırasında çocuklar dağınık olma hakkına sahiptir ve keşfetmek için teşvik edilirler. İyileşmenin istikrarı ve etkinliği açısından haftalık düzenli buluşma saatleri ayarlanması önerilir. İlerleme kaydedildiği takdirde seansların arası açılabilir.

Yapılan araştırmalarda çocuk merkezli oyun terapisinin farklı sorunların çözümünde etkili bir yöntem olduğu gözlemlenmiştir. Örneğin depresyon, kayıp, sosyal uyum sorunları, konuşma zorlukları, travma, kronik hastalıklar, okuma zorlukları, selektifmutizm, enüresis, bağlanma sorunları, otizm, bedensel engeller, ebeveynden ayrılma ve boşanma sayılabilir. Ayrıca travmatik deneyimlerle baş etmekte, özgürlüğünü ifade etmekte ve yaratıcılığı geliştirmekte; özgüven gelişiminde ve daha olgun sosyal nitelikli davranışlar geliştirmekte de etkindir.

Eldeki veriler, yönlendirilmemiş oyun terapisi ile oyun kullanılmayan terapi yöntemleri karşılaştırıldığında duygusal sorunlar yaşayan çocukları tedavide aynı etkinliği gösterdiğini kanıtlamıştır.



Copyright 2013 - 2016. İklim Çocuk Aile ve Eğitim Danışmanlığı ®
Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.